Doç. Dr. Saniye BENCİK KANGAL

@akademisyenanne

4289 posts923276 followers338 following
Öğretim Üyesi-Çocuk Gelişimi Uzmanı Kitaplar: 🧡Evlat 💚Oyunperest 💛Korkma! İyi Bir Annesin ❤️Sana Kek Yaptım 📧[email protected]
Hadi herkes işine! Ben tohum zarflıyorum, Demir ödev yapıyor. Bugünkü ödevi çok sevdim. Talat, Ela, Lale’yi evlerine gönderdik hayırlısıyla😅 Sanırım yine gelecekler ama olsun biraz birbirimizi özlesek iyi olacak. Bugün matematik ödevi var.  1-4 arası rakamlardan oluşan  sudoku ödevi😍 “Anne bu bebek işiymiş” deyip, yapamayıp, defalarca siliyor. Yaa oğlum işte bebeklerin işi kolay mı sandın! Kolay mı o kadar beceriyi kısa bir sürede kazanmak. Bebek diye küçümsememek lazım. Sil bakalım, baştan!an hour agoDownload
İlk başlarda hayaldi. Gencecik bir kızın hayali. Tek isteği bölümüne araştırma görevlisi olarak girebilmek, hayranlıkla izlediği hocaları gibi olabilmekti. Bu hayalleri önce rüyalarında yaşadı, hayal kırıklıklarında yaşadı, gözyaşlarında yaşadı, kahkahalarının arasında yaşadı, günü geldi gerçekten yaşadı.
O genç kızın bir yanı çocuk, bir yanı ergen bir yanı kocaman bir kadın. Yaşadığı her şeyin bir nedeni olduğunu, çekilen sıkıntıların olgunlaşma yolundaki basamaklar sayıldığını, hiçbir şeyi ama hiçbir şeyi nedensiz yaşamadığını, dürüstlükten, iyi niyetten ödün vermedikçe er ya da geç mükâfatlandırıldığını gördü.
Çok hayal kurarak ulaştıklarını gün gelip elinin tersiyle itmek istediğini bile gördü…
Hayat hepimiz için üzeri soru işaretleriyle kaplı, kapalı bir kutu. İçinde saklı olan her şeye şükürler olsun…
Günaydın dostlarım🧡12 hours agoDownload
Bugün öğle yemeğinde maalesef ki bu cümleleri duydum. Tam kasanın yanından geçerken hesabı ödeyen kişiler “annesi şu çocuğu sustursun” diyordu görevliye. Sanki oyuncak bebek. Annesi atletini sıyırınca sırtındaki açma kapama düğmesinden kapatacak sanki! Bu cümleyi duyunca ağlama sesinin geldi masaya baktım. 1,5-2 yaşlarında bir çocuk masanın altına girmiş, ağlıyor, annesi çıkarmak için hamle yaptı çocuk kafasını vurdu daha fazla ağlamaya başladı. Anne ne yapacağını bilemedi o anda çünkü herkes onlara bakmaya başladı. Çocuğu ve çantasını alıp apar topar dışarı çıktı. 
Ben de yaşadım bu tip durumları, anne baba olan herkes yaşadı, yaşıyor. Anne zaten panikliyor, ona yönelen bakışlar ona kendisini kötü hissettiriyor ve bazı durumlarda çocuk susmuyor diye öfkesini çocuğa yansıtıyor. Çocuğunu suçluyor. 
Tek ihtiyacımız bu anneleri ve çocuklarını anlamak, gözlerimizi dikip bakmamak, kınamamak, söylenmemek. Birazcık empati kursak keşke ama maalesef Demir’in deyimiyle empati değil “entaki puruyoruz” ve kalpleri kırıyoruz…a day agoDownload
Sevgili Bahar'ın @dr.bahareris “Korkmasaydın ne yapardın?” kitabını altını çize çize  okudum ve bu cümle benim de sürekli vurguladığım çabanın önemini bir kez daha çarpıcı bir şekilde ortaya koyduğu için sizlerle paylaşmak, hep birlikte düşünmek istedim.
Matematikte bir dehasın yerine : Yüze kadar, hiç takılmadan ne kadar akıcı saydın
Akıcı okuyamıyorsun yerine: Çok güzel çabalıyorsun, yakında hiç takılmadan okuyacağına eminim.
Cümlelerimizi işte böyle değiştirmeye ne dersiniz?
Bazen aferin, harika, muhteşemler havada uçuşabilir ama çoğunla çocukların davranışlarını ayrıntılı olarak tanımlarsak daha büyük bir motivasyon kaynağı sağlamış, kişiliği değil, emeği övmüş oluruz. Bize de zaten balon olup uçan egolar değil, ayağı yere sağlam basıp, kendisine objektif olarak değerlendirme becerisine sahip çınarlar lazım değil mi?2 days agoDownload
Sadece bir kelebek çıkartması değil bu!
Dün imzaya bir anne çocuklarıyla birlikte gelmişti. Kızlardan birisi yaklaşık 9-10 yaşlarındaydı ve elinde kocaman bir sunum dosyası vardı. Bana “en çok hangi rengi seversin?” diye sorunca “yeşil” dedim. 
O sunum dosyasını açtı ve o an içinde birbirinden güzel çıkartmaların olduğunu gördüm. Koleksiyon yapıyor, annesine bile dokundurtmuyormuş. Kelebeklerin bulunduğu sayfayı bulup bana yeşil kelebeği hediye etti. Ben de ona tohum hediye ettim☺️ O bana koleksiyonunu anlattı ben ona tohumu ne zaman ekeceğimizi. 
Kelebeği telefonuma yapıştırdım. Dünden beri kelebeğe her baktığımda Yunus Emre kulağıma fısıldıyor: Bölüşürsek tok oluruz, bölünürsek yok oluruz...
Bölüşmeye devam...2 days agoDownload
Kapuska pişti, ödevler yapıldı, tohumlar zarflandı, kitap ayraçları baskıdan çıkıp fuara yetişti, kitaplar hazır, o halde haydi imzaya🥰3 days agoDownload
Kapuska pişti, ödevler yapıldı, tohumlar zarflandı, kitap ayraçları baskıdan çıkıp fuara yetişti, kitaplar hazır, o halde haydi imzaya🥰3 days agoDownload
Demir geçen gün markette kocaman bir lahanayı kucaklamış “anne bunu pişir, lahana yiyeceğim ben” diye geldi. İstediği lahana olsun değil mi? Dün lahanayı yine kucaklamış gelmiş “hani bunu pişirecektin” deyince “iyi tamam akşama yaparız” dedim ama kuzeni geldi, makarna istediler, kolayıma geldi makarna haşladım. Sonra sanki makarna isteyen kendisi değilmiş gibi tam yatma saatinde lahana düştü bizimkinin aklına.
Sabah 07.30’da uyandı. Hadi ne yaptık tahmin edin. Evet bildiniz. Lahana! Yani Kapuska. Demir lahanaları doğrarken ben de kıymasını kavuruyordum. O an “off anne mis gibi koktu” deyince bir tabak aldım ve kavurduğum kıymadan ayırırken yıllar öncesine gittim. Küçücük bir Saniye salonda oyun oynuyor. O an kavrulmuş  kıyma kokusu sarıyor her yeri. Karnıyarık pişiyor olmalı, zira Ege kültürü yemeklere kıyma koymaz pek. Mutfağa koşuyor küçük kız bir bakıyor annesi kendisine ve abisine kavurduğu kıymadan ayırmış bile. Ekmeğin içine koyup veriyor. O kıymanın tadı var ya hiçbir kebapta yok!
İçime kaçmış annem, çocukluğum ve kendi yaşadığım annelik el ele verip, kıymayı ayırdı bu sabah. O küçük kız, kaliteli zamanın, kendine verilen değerin, sevginin, önemsenmenin bir kıyma kokusunda bile olabildiğini hatırladı bu sabah…
Oğluna baktı, belki o da bir gün lahana kesip, kavrulmuş kıyma yediği bu sabahı hatırlayacak… Anne Saniye işte bu sabah 07.30’da anılarını sakladığı altın sırmalı kadife kesesinin ağzını araladı, içine koydu bu anı ve kalbinin en özel köşesine kaldırdı…3 days agoDownload
Demir geçen gün markette kocaman bir lahanayı kucaklamış “anne bunu pişir, lahana yiyeceğim ben” diye geldi. İstediği lahana olsun değil mi? Dün lahanayı yine kucaklamış gelmiş “hani bunu pişirecektin” deyince “iyi tamam akşama yaparız” dedim ama kuzeni geldi, makarna istediler, kolayıma geldi makarna haşladım. Sonra sanki makarna isteyen kendisi değilmiş gibi tam yatma saatinde lahana düştü bizimkinin aklına.
Sabah 07.30’da uyandı. Hadi ne yaptık tahmin edin. Evet bildiniz. Lahana! Yani Kapuska. Demir lahanaları doğrarken ben de kıymasını kavuruyordum. O an “off anne mis gibi koktu” deyince bir tabak aldım ve kavurduğum kıymadan ayırırken yıllar öncesine gittim. Küçücük bir Saniye salonda oyun oynuyor. O an kavrulmuş  kıyma kokusu sarıyor her yeri. Karnıyarık pişiyor olmalı, zira Ege kültürü yemeklere kıyma koymaz pek. Mutfağa koşuyor küçük kız bir bakıyor annesi kendisine ve abisine kavurduğu kıymadan ayırmış bile. Ekmeğin içine koyup veriyor. O kıymanın tadı var ya hiçbir kebapta yok!
İçime kaçmış annem, çocukluğum ve kendi yaşadığım annelik el ele verip, kıymayı ayırdı bu sabah. O küçük kız, kaliteli zamanın, kendine verilen değerin, sevginin, önemsenmenin bir kıyma kokusunda bile olabildiğini hatırladı bu sabah…
Oğluna baktı, belki o da bir gün lahana kesip, kavrulmuş kıyma yediği bu sabahı hatırlayacak… Anne Saniye işte bu sabah 07.30’da anılarını sakladığı altın sırmalı kadife kesesinin ağzını araladı, içine koydu bu anı ve kalbinin en özel köşesine kaldırdı…
3 days agoDownload
İmza günlerini tohum paylaşım günlerine çeviriyorum bir süre🍅 🍆 
Tohumlarım bitene kadar her gittiğim imza gününe götüreceğim. 
Yarın Ankara, haftaya Konya, sonra İstanbul, Kocaeli, Antep, Gebze derken hafta sonları tohumlarımla gezeceğim. 
Hayalim Mart gibi haydi fidelendiriyoruz deyince tohum zarflarımızı yırtalım ve birlikte toprağa ekelim. Fidelerimiz büyüsün Mayıs gibi hep birlikte onları toprakla buluşturalım. Bahçemiz yoksa saksı da olur. Birlikte büyüdüklerine şahit olup, mutlaka ama mutlaka tohumlarını alalım ve paylaşalım.
Allah sağlık sıhhat enerji versin tohumları ülkenin dört bir yanına el birliğiyle yayalım🧡 #okuyorumekiyorum
4 days agoDownload
Fırından eve sadece koku yayılmıyor, yavaş yavaş, oda oda huzur sarıyor her yanı.
O koku çocukluğunun kokusu oluyor, alıyor götürüyor bir yerlere.
İşte o koku “Bu evde hayat var” diye fısıldıyor kalbine. Kalbin bir poğaça yumuşaklığında mayalanıyor, kabardıkça kabarıyor...
Kabaran kalbin minicik bir elin tepsiye uzanmasıyla sel oluyor, sevgi taşıyor...
İşte böyle dostlar fırınlarımızda sadece pasta börek pişmiyor, sevgi, huzur, birliktelik pişip, kokusu çocuklarımızın ruhuna bulaşıyor🥰4 days agoDownload
Ankara🧡 Pazar günü kitap fuarı için bu akşamdan çalışmaya başladık. Çocukları da aldık, tohum sayıp, zarflayıp, üstüne etiket yapıştırıyoruz. Çocuklar bir de zarfların içine “mutluluk getirsin” kaşesi basıyor🧡 
Heyecanla Pazar gününü bekliyorum😍
Domates tohumlarımız, özenle hazırlığımız yerli tohum zarflarımız ve kitaplarımızla hep birlikte kucaklaşacağız🥰5 days agoDownload
Ankara🧡 Pazar günü kitap fuarı için bu akşamdan çalışmaya başladık. Çocukları da aldık, tohum sayıp, zarflayıp, üstüne etiket yapıştırıyoruz. Çocuklar bir de zarfların içine “mutluluk getirsin” kaşesi basıyor🧡 
Heyecanla Pazar gününü bekliyorum😍
Domates tohumlarımız, özenle hazırlığımız yerli tohum zarflarımız ve kitaplarımızla hep birlikte kucaklaşacağız🥰5 days agoDownload
Ankara🧡 Pazar günü kitap fuarı için bu akşamdan çalışmaya başladık. Çocukları da aldık, tohum sayıp, zarflayıp, üstüne etiket yapıştırıyoruz. Çocuklar bir de zarfların içine “mutluluk getirsin” kaşesi basıyor🧡 
Heyecanla Pazar gününü bekliyorum😍
Domates tohumlarımız, özenle hazırlığımız yerli tohum zarflarımız ve kitaplarımızla hep birlikte kucaklaşacağız🥰5 days agoDownload
Şu elimdeki ıhlamura baktıkça gülme geliyor bu sabah. Niye? Anlatayım💁🏻‍♀️ Dün akşam “Demir ıhlamurunu içecek misin canım?”diye sorunca “Sen emek vererek yapmışsın anne içerim. İçmessem entaki purmuş olmam ki!” dedi. “Entaki purma” ile neyi kastediyor diye biraz kurcalayım dedim. “Ne yapmış olmam oğlum anlayamadım”
“Bak şimdi anne, bugün öğretmenimiz anlattı. Diyelim ki annemiz bir yemek yaptı. Onu çok emekle yapıyor. Buna güzel değil dersek entaki purmuş olmuyoruz!” “Hııı evet oğlum şimdi anladım empati kurmaktan bahsediyorsun. Öğretmeninin bunu anlatması harika.”
Evet anne ben de onu diyorum “entaki purma işte! 😂
İşte toplumun büyük bir kısmı da empati kurmuyor, entaki puruyor sanırım! Toptan yanlış öğrenmişiz🙈6 days agoDownload
Yalan söyleme bana! diye bağırıyor anneler babalar çocuklarına. Peki yalan söylemeyi ağırlıklı olarak nerede öğreniyor acaba çocuk?
Örneğin, telefon çalıyor. Arayan bir arkadaşımız. Onunla telefonda sohbet ederken birden arkada başka bir arama olduğunu fark ediyoruz. Diğer telefonu cevaplamak için arkadaşımıza “seninle sohbet etmek çok güzeldi, doyamadım. En kısa zamanda buluşalım uzun uzun konuşalım” diyorsunuz. Daha sonra arkadan gelen aramayı cevaplıyoruz. “ay canım bir türlü dönemedim sana Ayşe ile konuşuyordum. Biliyorsun çok geveze bir türlü kapatmadı telefonu içim şişti.” diyoruz. 
Bu konuşmaları duyan çocuğumuz ne düşünür acaba. Sana doyamadım diye telefonu kapatıp, diğer arkadaşımıza ondan bıktım diyoruz…
Hani nerde dürüstlük, sabır, hoşgörü. Sonra okullardan değerler eğitimi programı uygulanmasını bekliyoruz. 
Dün gece değerler eğitimi ile ilgili makalelere şöyle bir baktım. Okullarda değerler eğitimiyle ilgili sistematik programlar uygulanmış ve bu programların faydalı olduğu sonucuna ulaşılmış. 
Amaa sonuç bölümlerinde vurgular hep aynı. Evde değerler eğitimi devam edecek. Okul tek başına yeterli değil.
Hani oyunlar oynuyoruz ya çocuğumuzla işte bunun içinde sevgi, yardımlaşma, paylaşma gibi değerleri de veriyoruz aslında. Hafta sonu doğa gezilerinde tek amacımız temiz hava almak değil, doğa bilinci aşılamaya çalışıyoruz. Eğilip yerden bir şişeyi alıp çöpe attığımızda bile değerler eğitimi vermiş oluyoruz. Çocuk dürüstlüğü, vefayı, hoşgörüyü bizleri gözlemleyerek öğreniyor. Yani tüm sorumluluğu okula yüklemek çok yanlış.
Kendimiz bu değerler çerçevesinde davranıyor muyuz? Bir kendimizi analiz edelim önce.
Eşimize, dostumuza ne kadar hoşgörülüyüz?
Farklı fikirlere ne kadar saygılıyız?
Dürüst müyüz? Arkadan konuşup, yüze gülüyor muyuz?
İyi niyetli miyiz? Yoksa her işin altında bir bit yeniği mi arıyoruz?
Çalışkan mıyız? Gayretli miyiz? Yoksa biri yapsın ben yatayım mı diyoruz?
Önce kendimizi analiz edelim ki, doğru model olabilelim değil mi?6 days agoDownload